Ana Sayfa > Sayı 18 > Objektifin Öte Yanı



Portreleri Çalışırken - II



Ebru Tekerek Ertuğ - Tekin Ertuğ

İnsan davranışları konusunda önemli bir kısmımızın beklentisi, “saygı” merkezli tutum olagelmiştir. Hatta günümüzün yığınlar halindeki kalabalığı, yüksek temposu, karmaşası ve gürültüsü içinde nefes almakta zorlanarak yaşamaya çalışırken; şu ya da bu biçimde iletişim içinde bulunduğumuz veya bulunmak zorunda kaldığımız bireylerden “zarif davranış” görmeyi özlemişizdir.

Soğuk, bulanık, gri, metal gibi ağır bir sise eş, “hoyrat” bir tutum çökmüş pek çok insanın üstüne. Çalışırken, sokakta yürürken, toplu taşım araçlarında veya alışveriş merkezlerinde, hemen her yerde bir tersliktir sürüp gitmekte. Hayatın her alanında ve adım başı kaba bir davranışla karşılaşma riski çok yüksek ve bu çok sevimsiz karşılaşmalar,  hayatları boyu başkalarını rahatsız etmemeye özen göstermiş, çevresine karşı dikkatli ve zarif bir tutumla yaşamayı alışkanlık haline getirmiş   insanları bezdirmiş gibi görünmekte.

Portrelerini yaptığımız fotoğrafçılardan bazılarını çok yakından tanıyor olabilirsiniz. Albümlerini edinmiş, sergilerini görmüş ya da dia gösterilerini izlemişsinizdir. Kitaplarını, makalelerini okumuş ya da söyleşilerinde bulunmuşsunuzdur. Fotoğraf yarışmalarından çok sayıda ödül kazanmış olabilirler. Bazıları hakkında ise hiçbir fikriniz olmayabilir. Ne ödül aldığını duymuşsunuzdur, ne konuşmacı olmuşlardır panellerde, ne de albümleri vardır. Amatör fotoğraf derneklerinin yönetimlerinde yer almış ve pek çok etkinliğe imza koymuş, karma sergilere katılmış, seminerler vererek öğrenci yetiştirmiş, çeşitli fotoğraf yayınlarında görev yapmış ve daha pek çok şekilde fotoğraf dünyamıza sayısız katkı vermiş, ismini bile bilmediğimiz çok insan var geçmiş zamanlardan. O’nların çoğu ile karşılaşamıyoruz, görüşemiyoruz şimdilerde. Kim bilir belki de, buna yol açan yukarıda saydığımız nedenlerdendir.

Bu konumdaki insanların; evlerinin bir bölümünü atölyeye, bir bölümünü sanat galerisine, bir bölümünü müzeye nasıl dönüştürdüklerini görmeli. Yaşam alanlarına gerçek anlamda hakim olan şeyin, “fotoğraf coşkusu” olduğu o kadar açık ki. 

Bu kişiler arasında, hâlâ bir çoğumuzun uzağında durduğu teknolojik gelişmeleri -örneğin dijital teknolojiyi ve dijital sistemin beraberinde getirdiği yenilikleri- çok  yakından izleyen, geleneksel film ve kart arşivini tarayıp dijital ortama en yeni sistemlerle kodlayıp kaydeden, aynı sistem içinde kendisi için siteler ve dosyalar hazırlayan, henüz tanıtım aşamasındaki yeni ekipmanları takip eden, fotoğrafa ilişkin bilgisayar programlarına son derece hakim insanlar bulunduğu gibi, geleneksel fotoğrafı S/B filmler ve kartlar üretildiği sürece sürdürmek kararlılığında olanlar ve daha da önemlisi film ve kart üretimi durdurulduğu takdirde ne yapılabileceğini tartışan hatta “bunları kendi olanaklarımla nasıl üretirim” kaygısı taşıyanlar da var.  

Fotoğraflarıyla veya diğer katkılarıyla fotoğraf çevrelerinde olumlu yer edinmiş her fotoğrafçının portresini yapmaya devam edeceğiz. Uzun soluklu bir çalışma olacak şüphesiz. Ancak buna fazlasıyla değer buluyoruz yaptığımız şeyi.

“Sanatçı portreleri” yapma iddiasında değiliz. “Fotoğrafcı portreleri” yapmaya çalışıyoruz.

Yaptığımız çalışma şu cümle ile özetlenebilir; “fotoğrafı yaşamlarının vazgeçilmezi haline getirmiş ve onunla soluk alıp veren insanların portrelerini yapmak”.

Ebru TEKEREK ERTUĞ - Tekin ERTUĞ



Avni Karadoğan
Adnan Ataç-Şermin Ataç
Fikret Otyam–Filiz Otyam



Önceki Sayfaya Geri Dön Yazıcı Dostu