İçindekiler
İçindekiler
Dijital Dünya:
Yeni Umutlar
Sergi Salonu
 
Bir Ülke Bir Fotoğrafçı "Henri Cartier Bresson"
Portfolyolar
 

egitim

AMATÖR FOTOĞRAFÇI İÇİN TEMEL BİLGİLER

Fotoğrafı amatör bir uğraşı, bir hobi olarak hayatına sokan ya da bunu daha da ileri götürüp fotoğrafı kendi asıl mesleğinin önüne çıkartıp, hiçbir karşılık beklemeksiniz fotoğrafın sağladığı olanaklarla kendi duygu ve düşüncelerini birleştirip hayatı belgeleyen veya düşlerini, bilgilerini, duyarlılıklarını fotoğrafa yükleyen kimseler, yani fotoğraf amatörleri, gereksinim duyacakları temel bazı teknik bilgileri, sınırlı sayıdaki fotoğraf yayınlarını izleyerek veya kurslara katılarak edinebilirler.

Yayınları edinemeyen veya kurslara katılamayan amatörlerin, fotoğrafa dair temel bazı bilgiler konusundaki gereksinimlerini karşılamak ve bunları sürekli ellerinin altında bulundurabilmelerini sağlamak amacıyla bu yazı hazırlanmıştır. Yazıda gereksiz ayrıntılara yer verilmeyecek, buna karşılık bilinmesi elzem olan konulara ise ayrıntılı olarak yer verilecektir.

Fotoğraftan söz edildiğinde ilk akla gelecek şey, fotoğraf makinasıdır. Amatör fotoğrafçıların kullandığı makinaların çoğunluğu, 35 mm. sinema filmi ile çekim yapan küçük format makinalardır. Hemen her evde bulunan compact ( full otomatik ) makinalar, anı fotoğrafları çekmek için yeterli olsa bile, fotoğrafı hobi olarak yaşayan veya bir miktar hobi boyutunu da aşmak isteyenlerin, amaçlarını gerçekleştirmeleri için yeterli olmayacaktır. Fotoğrafçının, çekilecek objeleri ve çekim alanını belirlemesi ( kadraj yapması ) dışında hiçbir müdahalesi söz konusu değildir. Bu makinaların çoğu otomatik flaşlıdır ve en yoğun ışık koşullarında bile bu flaşların patlamasına engel olunamaz. Her ne kadar değişken odaklı zoom objektiflerle ve otomatik netleme (otofokus) ile desteklenerek daha çekici hale getirilmişse de, amatör bir fotoğrafçının çekimleri sırasında kadraj yapmak ve deklanşöre basmak dışında pek bir insiyatifi yoktur.
Amatör bir fotoğrafçı'nın compact makinalardan kaçınıp, enstantanesini ( örtücü hızını ) ve diyafram açıklığını kendisinin belirleyebileceği makinalardan edinmesi daha tutarlı bir tutum olacaktır.

Daha profesyonel çabalar için ise, orta format veya büyük format makinalar kullanılabilir.
( 4,5 cm. x 6 cm. ) - ( 6 cm. x 6 cm. ) - ( 6 cm. x 7 cm. ) boyutunda film kullanılan makinalar orta format makinalar,
( 6 cm. x 9 cm. ), ( 9 cm. x 13 cm. ) ve daha büyük boyutlu film kullanılan makinalar ise büyük format makinalar, olarak kabul edilir.

Bu gün artık teknoloji beklenmedik formatlarda ve özelliklerde makinalar üretebilmekte ve dolayısıyla her tür sınıflamayı da altüst etmektedir. Bu nedenle bir takım sınıflamalardan kaçınarak, bu malzemelerin çok da yabancısı olmamak için en çok kullanılanlarını tanımak yeterli olacaktır.

Günümüzde çok yaygın olarak Dijital Makinalar kullanılmaktadır. 70' li yılları bilenler, o dönemde Polaroid makinaların ne kadar yaygın olarak kullanıldığını anımsayacaklardır. Çok yaygın olmamasına karşın su altı fotoğraf makinaları da dalgıçların ve su altı meraklılarının kullandığı özel donanımlı makinalardandır. Gene çok yaygın olmamakla birlikte , özellikle peyzaj fotoğrafı çekenler Panoramik makinalardan yararlanabilmektedir. Bunlardan başka özel amaçlı minyatür makinalarla, haritacılıkta ve benzeri alanlarda kullanılan çok büyük boyutlu diğer makinalar da vardır.

Makinaların büyüklüklerini ( büyük format - orta format - küçük format...gibi ) belirleyen şey, bu makinalara takılan filmlerin boyutudur.

35 mm. film diye de anılan ve amatörlerin en çok kullandığı küçük format makinalara takılan filmlerin boyutu ( bir kare için ) 2,4 cm. x 3,6 cm. dir. 36 kareden oluşan şeritler halinde , ışık görmeyecek şekilde film kasetlerine sarılı haldedir. Orta format ve büyük format makinalarda kullanılan filmlerin boyutları yukarıda verilmiştir. Doğal olarak makinaların hacim ve ağırlıkları da buna bağlı olarak değişmektedir.

Fotoğraf makinalarında , gözünüzü dayayıp çekim yapacağınız alanın sınırlarını saptamak için baktığınız yere bakaç veya vizör denir. Vizörden bakıp çekim alanını saptadı iseniz ( ki oluşturduğunuz bu çerçevenin adı Kadraj' dır.), bu kez parmağınızla çekimi gerçekleştirmek için dokunduğunuz butonun adı Deklanşördür.
Deklanşöre dokunarak yaptığınız şey, aslında örtücünün açılıp kapanmasını sağlamaktı. Makinanın kapağını açıp filmi taktığınızda göreceksiniz ki, filmle objektif arasında bir siyah perde ( bazı makinalarda bez perde, bazı makinalarda çelik perde olabilmektedir ) durmaktadır. Deklanşöre dokunarak bu perdenin açılıp kapanması sağlanır ve açılma anında da görüntü ( daha doğru bir deyişle ışık ) film yüzeyine kaydedilir.
Örtücü hızı ( enstantane ) nı gösteren butonu makinanızın üzerinde ( elektronik makinalarda, makinanın üzerinde bulunan ekranda ) göreceksiniz. 1 , 2 , 4 , 8 , 15 , 30 , 60 , 125 , 250 , 500 , 1000 , 2000 , .....rakamları örtücü hızını gösterir.( Elektronik makinaların bir kısmında bu standart değerlerden başka bazı ara değerler de vardır. 45 , 90 , 350 , 750.....gibi ).
Bu rakamlardan şunu anlamalısınız . 1 rakamı, 1 tam saniyelik örtücü hızıdır. 2 rakamı, 1 / 2 sn. lik örtücü hızıdır. 4 rakamı, 1 / 4 sn.lik örtücü hızıdır. 8 rakamı, 1 / 8 sn. lik örtücü hızıdır.
Eğer bunları sıralarsak ;
1 tam sn.
1 / 2 sn.
1 / 4 sn.
1 / 8 sn.
1 / 15 sn.
1 / 30 sn.
1 / 60 sn.
1 / 125 sn.
1 / 500 sn.
1 / 1000 sn.
1 / 2000 sn..........diye devam ederek 1 / 12 000' e ulaşabilen makinalar da vardır.
Bunun yanısıra, bazı makinalar 2 tam sn. , 4 tam sn., 8 tam sn..., gibi örtücü hızı verebilmektedirler. Enstantane butonu üzerinde bu rakamları da farklı bir renkte ( çoğunlukla sarı renk ) görebilirsiniz. Örtücünün açılıp kapanma sürelerini somut olarak algılayabilmek için, enstantane değerlerini değiştirerek deklanşöre basın ve sesleri dinleyin. Bu seslerden örtücü süresi hakkında daha net bilgi sahibi olursunuz.

Demek ki rakam büyüdükçe , açılıp kapanma hızı artacaktır. Makinayı B ( bulb ) konumuna alıp deklanşöre bastığınızda, siz parmağınızı deklanşörden kaldırıncaya kadar perde açık kalacaktır. Eğer makinada T konumu var ise, bunun anlamı şudur ; Deklanşöre bastığınızda örtücü açılacak , yeniden ( ikinci kez ) deklanşöre dokununcaya kadar örtücü açık kalacaktır. İkinci kez bastığınızda kapanacaktır.
Örtücüyü daha da iyi kavrayabilmek için makinanın kapağını açıp enstantane değerlerini değiştirerek, her defasında deklanşöre basıp perdenin ( örtücünün ) açılıp kapanmasını izleyebilirsiniz. Böylece örtücünün hareketini gözlerinizle izleyip, kalıcı bilgi edinmiş olacaksınız.

Örtücü hızından, çıkartılması gereken ikinci ve en önemli sonuç da ; örtücü hızına bağlı olarak filmin uzun süreli ya da kısa sürekli pozlandığıdır. Yani , 1 / 2 sn. lik pozlama (diğer deyişle saniyenin yarısı kadar süreyle pozlama ), 1 /125 sn. lik pozlama süresinden ( saniyenin 125 te biri kadar süreyle pozlama ) çok daha fazladır.
Bunların her biri arasındaki süre farkı bir stop ( bir durak ) fark olarak kabul edilir. Yani ; 1 / 2 sn. lik örtücü hızı ile ile 1 / 4 sn. lik örtücü hızı arasında bir stop fark vardır. Ya da 1 / 500 sn. ile 1 / 1000 sn. arasında bir stop fark vardır.
Her biri arasında bir stop fark olduğuna göre birer tane atlandığında iki stop fark oluşacak, üçer tane atlandığında üç stop fark oluşacaktır.
Örneğin ; 1/15 sn. lik örtücü hızı ile 1/60 sn.lik örtücü hızı arasında iki stop fark vardır. 1/60 sn. lik örtücü hızı ile 1/8 sn.lik örtücü hızı arasında üç stop fark vardır. 1 / 30 sn. lik örtücü hızı ile 1/1000 sn.lik örtücü hızı arasında dört stop fark vardır.

Örtücü hızı irdelenirken öğrenilecek çok önemli bir başka nokta ise ; düşük örtücü hızı ( Örneğin; 1 / 2 , 1 / 4 ...gibi ) ile fotoğraf çekildiğinde, hızla hareket eden nesnelerin dondurulmuş görüntüleri elde edilemez. Varsayalım deniz kıyısında martıların fotoğraflarını çekiyorsunuz. Eğer düşük enstantane ( örtücü hızı ) ye aldıysanız makinanızı, martıların hareketleri filminizde izler yapar, fotoğrafta hareket - hız unsuru elde edersiniz. Yani hızla hareket eden kanatları net , belirgin ve dondurulmuş halde alınamaz. Ancak eğer, hareketi tam olarak dondurmak istiyorsanız, enstantanenizi 1/60 veya daha yüksek bir enstantaneye almalısınız. Bununla birlikte , hız - hareket etkisi almak, bazı fotoğraflarda çok güzel , çok etkili sonuçlara ulaşılmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle bazı fotoğraflardaki hız unsurunu, bilerek düşük enstantane kullanmak suretiyle belirginleştirebilirsiniz. Bir şelale fotoğrafını çekerken 1 / 15 gibi düşük enstantane ile ve 1 / 60 gibi bir enstantane ile ayrı ayrı çekin. Ya da yol kenarında hızla akıp giden otomobillerin fotoğrafını hem düşük enstantane ile hem de yüksek enstantane ile çekin. Hareket eden nesnelerin ( düşük enstantane kullanıldığında ) renkleri ve tonlarıyla çok etkili izler ve çizgiler yaptığını göreceksiniz. Ancak, düşük enstantane kullanıldığında makinanın hareket etmesi de söz konusudur. Düşük enstantane kullanırken makinanızı tripod' a takmanız isabetli olacaktır. Elinizdeki makine nefes alışlarınızdan, elinizin titremesinden, nabız atışlarınızdan etkilenecektir. Dolayısıyla enstantaneyi çok düşürdüğünüzde, çektiğiniz fotoğraflarda objelerin haraketinden daha çok, makinanın titremesinden kaynaklanan genel bir netsizlik oluşacaktır.

Mekanik makinalarda vizörden baktığınızda, elektronik makinalarda ise hem vizörden bakıldığında hem de makinanın üzerindeki ekrandan pozometre' yi görebilirsiniz. Işık ölçümü yapan ve çekim yaparken kullanacağınız değerleri belirleyen bu kısma pozometre denmektedir. Eski mekanik makinalarda vizörden bakıldığında üst üste örtüşmesi gereken iki maşa mevcuttur. Yarı elektronik makinalarda ışıklı enstantane veya diyafram değerleri, elektronik makinalarda ise rakamlarla birlikte (+) ve (-) yönünde bulunduğunuzu , buna göre düzeltme yapmanız gerektiğini gösteren uyarı çizgileri vardır.

Makinadaki bir diğer buton, makinanıza taktığınız filmin asa ( hız ) ayarını yaptığınız yerdir. Makinanıza kaç asa film taktıysanız, makinanızın asa ayarını da ona getirmelisiniz. Elektronik makinalar film kaseti üzerindeki bar kodlarından filmlerin asa ayarlarını okuyabildiği için, ayrıca bir ayarlama yapmaya gerek yoktur. Ancak mekanik makinalarda bu ayarı kendiniz yapmalısınız.

Filmlerin hızı ya da asa' sına değinmişken, filmlerle ilgili bilgileri de aktaralım. Filmlerin ; ISO - DIN - ASA cinsinden taşıdıkları değerler ya da fotoğraf çevrelerinde yaygın olarak kullanılan ismiyle HIZ' ları, filmlerin ışığa duyarlılıklarını ifade eder.
25 asa,
50 asa,
64 asa,
100 asa,
125 asa,
200 asa,
400 asa,
800 asa,
1600 asa,
3200 asa, filmlerin standart hızlarıdır. Yüksek asa filmler ( örneğin ; 400 asa ) ışığa daha fazla duyarlıdır. Düşük asa filmler ( örneğin ; 50 asa film ) ışığa daha az duyarlıdır. Bu bilgiyi daha anlaşılabilir hale getirebilmek için ; yüksek asa filmlerle ışığın daha az olduğu ( loş ışık - az ışık ) koşullarda daha kolay çekim yapılabileceğini, düşük asa filmlerle çekim yapabilmek için de daha fazla ışık bulunan koşulların gerektiğini söylemeliyim. Örneğin ; iç mekanda , pencereden giren bir miktar ışığın aydınlattığı ortamda fotoğraf çekmek istediğinizde 400 asa - 800 asa gibi yüksek hızlı filmleri, ışığın fazla olduğu dış mekanlarda ise 50 asa - 100 asa gibi düşük hızlı filmleri tercih etmelisiniz. Çünkü iç mekanda yetersiz ışık koşullarında düşük asa bir filmle ( örneğin ; 50 asa ) çekim yaptığınızda, diyaframı sonuna kadar açsanız bile, makinanızın pozometresi enstantane değerini çok düşük ( örneğin ; 1 / 2 veya 1 / 4 enstantane ) gösterebilir ki, bu koşullarda tripod kullanmıyorsanız, makinanızın titremesi sonucu net olmayan görüntüler elde edersiniz. Veya tripod kullanıyor olsanız bile, bir insan portresi yapıyorsanız, modelinizin en küçük bir hareketi, kötü sonuçlar almanıza yol açabilir. Ancak 800 asa gibi yüksek hızlı bir film kullanıyorsanız ( filmler arasındaki hız farkı da , enstantane değerlerinde olduğu gibi birer stoptur. 50 asa bir filmle, 800 asa film arasında 4 stop hız farkı vardır ) çok düşük enstantane kullanmak durumunda kalmazsınız ve dolayısıyla netsizlik sorunu yaşamazsınız.

Öte yandan yüksek hızlı filmler iri gren yapacaktır ve dolayısıyla görüntüde detay kayıplarına yol açacaktır. Buna karşılık düşük hızlı filmler ince gren filmler oldukları için bütün detayları kaydetmenizi sağlayacaklardır. Ancak bazı durumlarda, iri grenli sonuçlar elde etmek size keyif verebilir, bu türden görüntüler, yapmak istediğiniz fotoğrafların daha etkili olmasını sağlayabilir. Dolayısıyla, tercihinizi bu yönde kullanmak isteyebilirsiniz.

Filmleri ; hız farklılıklarının dışında, başka özellikleri ile de tanımalısınız. Öncelikle; Negatif filmler ve Pozitif filmler olarak iki ayrı film olduğunu bilmelisiniz. Negatif filmleri ; Siyah - Beyaz ( S/B ) Negatif filmler , Renkli Negatif filmler olarak düşünün. Pozitif filmler ( Dia - Slayt - Saydam, hepsi aynı şeyi anlatır ) , çekimlerinizden sonra görüntüleri pozitif ( fotoğraf kartlarının üzerindeki gibi ) olarak görmenizi sağlar. Dia projeksiyon makinaları yardımıyla da perdeye yansıtılmak suretiyle çok büyük boyutlarda izlemenize yardımcı olur. Her bir karesi kesilip ayrı ayrı plastik küçük çerçevelere yerleştirilmek suretiyle kolayca arşivlenebilir. Dialarınızın , kart baskısını da yaptırabilirsiniz.
Filmler bir başka yönden de iki gruba ayrılır. Daylight ( gün ışığı ) filmler , tungsten ( yapay ışık ) filmler. İsimlerinden de anlaşılacağı gibi, gün ışığı koşulları için ayrı bir film, yapay ışık koşulları için ayrı bir film bulabilirsiniz.
Filmlerin markaları konusuna burada yer vermek istemiyorum. Ancak, filmlerin içinde bulunduğu karton kutularının renklerine dikkat edin. Bu renkler size filmlerin duyarlı oldukları renkler için ipucu verecektir ( renkli negatif ve dia için ). Bir markanın kutusunun renkleri sarı ve kırmızı ağırlıklıdır. Bu renkler, filmin bu iki renge duyarlı olduğunu, bu renkleri çok daha iyi tesbit ettiğini gösterir. Yani , sonbaharda doğa fotoğraflarını bu filmle çekmeniz daha isabetli olacaktır. Bir başka filmin kutusu yeşil ağırlıklıdır. Bu da yeşil tonlara karşı çok duyarlı olduğu anlamını taşımaktadır. O halde ilkbaharda doğa çalışmalarınızda bu filmi kullanmanız daha isabetli olacaktır. Diğer bir filmin karton kutusu mavi ağırlıklıdır. Demek ki film alırken, filmlerin böyle özellikleri olduğunu hatırlayarak, seçiminiz buna uygun yapmalısınız.
Ayrıca filmlerin karton kutuları içinde ( Siyah - Beyaz filmlerde sizin için önemli olabilir ) yıkama süreleri ve sıcaklık dereceleri bir tablo ile gösterilmektedir. S / B filmlerinizi kendiniz yıkıyorsanız, bu tablodaki bilgilerden yararlanabilirsiniz.

Makinanızın alt kısmında ( mekanik makinalar için ) parmağınızla basınca ileri doğru itebileceğiniz küçük bir buton göreceksiniz. Bu buton, çekimlerinizi tamamladıktan sonra filmi geriye ( film kasetine ) sarmak için gereklidir. Filminizi çekip bitirdikten sonra bu butona basıp makaranın boşalmasını sağlayın ve makinanın üstündeki geri çevirme kolunu ok işareti yönünde çevirin. Geriye sarma işlemini böyle yapmazsanız, filminiz makaradan boşalmadığı için perforeleri yırtılacak ve zorlanıp parçalanacaktır.
Filminizi tamamen sardığınızda, sarma kolunun bir anda boşa döndüğünü hissedeceksiniz. O zaman makinanın kapağını açıp filmi alabilirsiniz.
Makinalarda bir de self timer butonu vardır. Makinanızın ışık ölçümünü, netlemesi ...vs. yaptıktan sonra bu butona basıp makinanın karşısına geçip kendi fotoğrafınızı çekebilirsiniz. Sekiz saniye süresi olan self timer, bunu yapmanızı sağlayacaktır.
Bunlardan başka makinalarınızın üzerinde pil haznesi, flaş yuvası, deklansör hortumu yuvası, kurma kolu , tripoda bağlanma yeri ( altta ) ve objektif takıp çıkartmak için kilit düğmesi bulacaksınız.

Çok önemli diğer bir aparat ise Objektif' lerdir. Objektif kalitesi, yapacağınız fotoğrafın kalitesinde belirleyici rolü olan belki de en önemli faktördür.

Amatörlerin en fazla kullandığı küçük format ( 35 mm. film kullananan ) makinalar için en önemli objektif, 50 mm. normal objektif' tir. İnsan gözüne en yakın görüntüyü kaydettiği varsayılarak bunlara normal objektifler denmektedir. Orta format makinalarda ( hangi format olduğuna bağlı olarak ) normal objektif 85 mm. - 90 mm. , büyük format makinalarda 105 mm. ve daha yukarısı normal objektif ' tir. O halde objektifin konumunu belirleyen şey, makinanın kullandığı filmin formatıdır, denebilir.
Küçük format makinalar için 50 mm. den başlayarak, aşağı doğru 35 mm. 28 mm. 24 mm. 19 mm. 16 mm...........ve diğerleri geniş açı objektiflerdir. Geniş açı objektifleri makinanıza taktığınızda, vizörden bakın, 50 mm. objektifle gördüğünüz alana oranla çok daha geniş bir alanı göreceksiniz. Görme açısı , (mm. cinsinden) objektifin açısını tanımlayan rakamlar küçüldükçe, giderek daha çok genişleyecektir. Örneğin ; 16 mm. bir objektif 24 mm. objektife göre daha geniş bir alanı fotoğraf karesine alacaktır.
Bu bilgiden yola çıkarak , orta format objektiflerde ( normal objektifi 85 mm. kabul edersek ) 65 mm. , 50 mm. , 35 mm...........geniş açı objektiflerdir diyebiliriz. Veya büyük format bir makinada ( normal objektifi 105 mm. kabul edersek ) 90 mm. ,50 mm., 35 mm..............geniş açı objektiflerdir diyebiliriz.

Bu bilgilerin ışığında, normal bir objektife göre ( mm. cinsinden )daha yüksek rakamlarla ifade edilen objektiflerin de dar açılı objektifler olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin küçük format makinalar için ; 70 mm., 85 mm., 105 mm., 210 mm., 300 mm.,500 mm., 600 mm............objektifler dar açılı objektifler ya da tele objektifler olarak tanımlanır.
Aynı şeyi orta format bir makine için düşünürsek ; 105 mm., 200 mm., 300 mm., 500 mm..............objektifler tele objektifler olacaktır. Büyük format bir makinada ise ; 200 mm., 300 mm., 500 mm...........tele objektiftir. Rakamlar büyüdükçe, görme açısının daha fazla daralacağı açıktır. Örneğin ; 500 mm. bir objektifin görme açısı, 200 mm. bir objektife göre daha dar olacaktır.

Bunun dışında üzerinde hareketli bir bileziği bulunan değişken odaklı zoom objektifler de vardır. Örneğin ; 28 mm. - 70 mm. aralığını kapsayan zoom bir tek objektif , 80 mm. - 210 mm. aralığını kapsayan bir tek objektif , 100 mm. - 300 mm. aralığını kapsayan bir tek objektif ..............gibi.

Bir de makro objektifler vardır ki, bunlar da çok küçük nesneleri ( çiçek,böcek.....gibi) büyük boyutlu fotoğraflamak için, yani söz konusu objeleri çok daha yakın plan çekebilmek için kullanılırlar. Çoğunlukla makinalarımızda kullandığımız normal objektiflerin, geniş açı ya da tele objektiflerin, aynı zamanda makro özellikleri de bulunabilmektedir. Bununla birlikte, sadece makro çekim yapmak üzere üretilmiş çok özel körüklü makro objektifler de vardır.

Objektiflerin üzerinde ; diyafram açıklığını belirlemenizi sağlayacak olan bir diyafram bileziği, bir netleme bileziği ve eğer değişken odaklı zoom objektif ise hareketli bir zoom bileziği bulunacaktır.
En önemli unsur diyafram bileziğidir. Fotoğraf makinalarında en fazla bilinmesi gereken eleman diyafram açıklığıdır. Elektronik makinaların önemli bir kısmında enstantane değerlerinde olduğu gibi , diyafram açıklığı da gövde' den belirlenir ve makinalardaki ekrandan görünür.
Ancak mekanik makinalarda diyafram açıklığı, objektif üzerindeki diyafram bileziği hareket ettirilerek belirlenir.
Diyafram bileziği üzerindeki standart diyafram açıklıkları şu rakamlarla gösterilir.
1,4 diyafram
1,7 diyafram
1,8 diyafram
2 diyafram
2,8 diyafram
3,5 diyafram
4 diyafram
5,6 diyafram
8 diyafram
11 diyafram
16 diyafram
22 diyafram................gibi. Objektiflerin tamamında diyafram açıklığı 1,4 den başlamayabilir. Bir kısmı 1,7 den , bir kısmı 1,8 den, bir kısmı 2 veya 2,8 den , hatta 5,6 dan başlayabilmektedir. Bunun yanında, özellikle elektronik makinalarda 22 diyaframdan sonra 32 diyafram, 45 diyafram gibi, diyafram açıklıkları da bulunabilmektedir.
Enstantane ( örtücü hızı ) ve filmlerin hızı ( asa değeri ) n da olduğu gibi , diyafram değerlerinde de , her diyafram değeri ile yanındaki diyafram değeri arasında bir stop ( bir durak ) fark olduğu kabul edilir.
Bu itibarla; 2 diyafram ile 2,8 diyafram arasında bir stop fark , 1,8 diyafram ile 3,5 diyafram arasında üç stop fark, 2,8 diyafram ile 16 diyafram arasında altı stop fark olduğunu söyleyebiliriz.

Diyafram bileziği üzerindeki rakamlar küçüldükçe, diyafram açıklığının o oranda artacağını ve diyafram bileziği üzerindeki rakamlar büyüdükçe diyaframın o oranda kısılacağını unutmamalısınız.
Örneğin ; 1,4 diyafram , en açık diyaframdır. Buna karşılık 22 diyafram en kısık diyaframdır. 2 diyafram , 5,6 diyaframa göre daha açık bir diyafram değeridir. 11 diyafram, 3,5 diyaframa göre daha kısık bir diyaframdır.
Açık diyafram kullandığınızda net alan derinliği azalacak, kısık diyafram kullandığınızda net alan derinliği artacaktır. Anlaşılması en zor gibi görünen , ancak bir kez mantığını oluşturabildiğinizde çok basit ve yalın bir bilgiye dönüşen net alan derinliği konusunu kavrayabilmek için somut bazı örneklerden hareket etmek yararlı olacaktır.
Herhangi bir alanda ( iç mekanda veya açık alanda ) herhangi bir insan fotoğrafı çekmekteyseniz. Yani fotoğraftaki asıl obje ( ilgi odağını oluşturan nesne ) bu insan ise. Bu insanı ön plana aldınız, yakınlaştınız ve yakın plandan yüzünü fotoğraf karesinin bir bölümüne yerleştirdiniz , netlemeyi yaptınız. Arka planda da başka objeler ve nesneler var ve derinliğe doğru başka nesneler fotoğrafın arka planında, yani fonda görünmekte. Fonda bulunan bu nesnelerin de net çıkmasını istiyorsanız, diyafram bileziğini kısmalısınız ( yani 22 diyaframa doğru kaydırmalısınız ). Fonda bulunan nesnelerin fotoğrafa katkı yapmayacağını düşünüyorsanız, ön plandaki insan yüzünü arka plandaki diğer görüntülerden soyutlamak istiyorsanız, diyaframınızı açmalısınız ( yani 1,4 diyaframa doğru kaydırmalısınız ). Diyafram açıklığını artırdığınız ölçüde, derinlikteki ( arka plandaki ) nesneler flu' laşacaktır.
Bunu somut bir şekilde kart baskısı üzerinde görebilmek için , cansız herhangi bir nesne ile şöyle bir çalışma yapmanızı öneririm ; Bu nesneyi ön palana alın ve nesneye 50 - 60 cm. kadar yaklaşarak netlemenizi yapın ( Makinanız tripoda bağlı olursa daha iyi olacaktır. Böylece sabit bir mesafeden çekimlerinizi tekrar etmiş olursunuz. Ancak tripodunuz yok ise, mümkün olduğunca nesneye olan uzaklığınızı bozmadan çekimlerinizi yapın ) . Önce diyafram değerini en açık diyaframa alın ( makinanızdaki en açık diyafram değeri ne ise onu alın ) ve deklanşöre basın. Sonra sırasıyla birer stop kısarak en kısık diyaframa kadar 7 - 8 kare aynı görüntüyü tekrar tekrar çekin. Filminiz yıkanıp sonuçlarını aldığınızda, az önce aktarmaya çalıştığım net alan derinliği konusu, sizin için somut ve basit bir bilgiye dönüşmüş olacaktır.

Tam da bu noktada ; ışık ölçümü ( pozlama ) konusuna girmekte yarar var. Çünkü diyafram açıklığı ile örtücü hızı arasında ( bu iki değişken arasında ), kavranması gereken bağlantı oldukça önemlidir.

Yukarıdaki örneği esas alıp, bu bağlantıyı kavramaya çalışırsak ; net alan derinliğini somut bir şekilde algılamak üzere seçtiğiniz nesnenin çekimlerini yaparken, kullandığınız ilk diyafram değeri en açık diyafram değeri idi. Varsayalım bu diyafram değeri 1,4 diyafram açıklığı olsun. Bu nesnenin üzerinden ışık ölçmekteydiniz. Deklanşöre hafifçe parmağınızı dokunduğunuzda, pozometreniz size enstantane ( örtücü hızı ) değeri verecektir. Diyelim ki bu değer 1 / 250 sn. olsun. İkinci kareyi 1.7 diyaframla çektiğinizde ( bir stop kısmış oluyorsunuz ), enstantane değerinin 1 / 125 sn. ye düştüğünü göreceksiniz. Çekimlere devam ettikçe, diyaframın her kısılışında , buna karşılık gelen enstantane değeri de tam tersine bir stop düşecektir. Yani , diyaframı kısmak suretiyle, objektiften gelen ışığı her defasında bir stop azaltmaktaydınız. Buna karşılık enstantane ( örtücü hızı ) değeri düşmekte ve gelen ışığın pozlama süresini uzatmak suretiyle, pozlama miktarını tamamlamaktadır. O halde, diyaframınızı kaç stop kısarsanız, enstantane değerinizi o ölçüde düşürmeniz gerekecektir. Veya tersi durumda ( yani enstantane değeri yükseltildiği ölçüde ) , diyafram açıklığının artırılması gerekecektir. Demek ki, bir stop diyafram açıklığı ile bir stop örtücü hızı birbirleriyle eşit pozlama değeri ifade etmektedir.

Özellikle S/B fotoğrafı seven amatör fotoğrafçılar için , fotoğraf kartlarından da kısa sözetmek gerekir. Fotoğraf kartları ;

0 numara kart
1 numara kart
2 numara kart
3 numara kart
4 numara kart
5 numara kart........olarak sertlik derecelerine ( filmlerde olduğu gibi gren yapılarına-duyarlılıklarına ) göre derecelendirilmişlerdir. 2 numara kart orta sertlikteki ( normal kart ) kart olarak kabul edilir. 3 - 4 - 5 numara kartlar sert kartlar ( 5 en sert karttır ), 1 ve 0 numara ( 00 numara kart' da vardır ) kartlar ise yumuşak kartlardır ( 0 en yumuşak karttır).
Genel olarak, beklemediğiniz ölçüde koyu çıkmış olan negatifleriniz için yumuşak kartları, açık çıkmış negatifleriniz için ise sert kartlar kullanmanız önerilir. Yumuşak kartlar ince gren kartlardır, sert kartlar ise iri gren kartlardır. Yumuşak ton geçişleri elde etmek için yumuşak kartları, kontrast sonuçlar elde etmek için ise sert kartları tercih etmelisiniz.
Kartlar ayrıca, plastik tabanlı ve kağıt tabanlı oluşlarına göre de ayrılırlar. Amatörlerin kullandığı kartlar daha çok plastik tabanlı kartlardır. Ancak, iyi bir sergi çıkartmak kaygısı taşıyorsanız kağıt tabanlı kartları tercih etmelisiniz.
Bundan başka kartlar ; mat kartlar - yarı mat kartlar ve parlak kartlar olmak üzere üç kısma ayrılırlar. Mat ve yarı mat kartlar, baskı sonrası rötüşlama gereği doğduğunda rötüş yapmak için elverişli kartlardır. Ancak parlak kartlarda bunu yapmak olası değildir. O nedenle amatörlere, daha çok mat ve yarı mat kartlar önerilir.

Fotoğraf çekerken, nasıl ışık ölçümü yapılacağına ve nelere dikkat edileceğine dair bilgiler de şöyle özetlenebilir.
Açık havalarda ( özellikle yaz aylarında ) günün öğle saatlerinde ( ışık çok sert olacaktır ) fotoğraf çekmekten kaçınmalısınız. Sabah erken saatleri ( 08.00 - 09.00 saatleri ) ile akşam geç saatleri ( 16.00 - 17.00 ' dan sonra ) tercih etmelisiniz. Özellikle gün ışığının iyice yatay geldiği ve nesnelerin üzerinden yansıyan ışığın nesneleri turuncu renge dönüştürdüğü saatler çekim yapmak için en güzel zamanlardır. Renkli negatif ya da dia çalışıyorsanız, alacağınız sonuçlar mükemmel olacaktır.
Kapalı havalarda ise günün her saatinde rahatlıkla çekim yapabilirsiniz. Işığın homojen olduğu bu zamanlar, fotoğraf çekmek için ideal zamanlardır.

Çekim yaparken, ışık ölçmek için başvurulacak en iyi şey bir gri karttır. Filmler, bütün nesnelerin % 18 ışık yansıttığı varsayılarak ( orta gri ) üretilmiştir. Gri kart ise bu varsayıma uygun olarak üretilmiş orta gri bir karttır. Yukarıda belirtilen ışık koşullarında gri karttan ışık ölçümü yapılması halinde , pozlama son derece iyi olacaktır.
Gri kart bulunmaması halinde elinizin dış yüzeyinden, insan çekiyorsanız onun yüzünden ( asyalı bir insanın esmerliğindeki - buğday koyuluğundaki ten rengi gri karta en yakın sonucu verecektir ) ışık ölçebilirsiniz. Üzerinizde bir kot pantolon varsa ( buz mavisine yaklaşmış açıklıktaki bir kot pantolon ) ışık ölçebilirsiniz. Çamur değilse yüzeydeki topraktan.........vb. orta griye yakın tonlar taşıyan diğer yüzeylerden ışık ölçebilirsiniz. Parlak olduğu için çok ışık yansıtan yüzeylerden ışık ölçmekten kaçınmalısınız. Ya da siyah, koyu, sert gölge alanlardan ışık ölçümü yapmamalısınız. Fakat koşullar bundan başka bir şeye izin vermiyorsa ; örneğin yüzey kar ile kaplı ise, doğrudan kar' dan ışık ölçüp diyaframınızı iki stop açın veya enstantanenizi iki stop düşürün. Yüzey tamamen koyu ve siyaha yakın tonlarda ise, bu kez az öncekinin tersine, iki stop kısıp çekim yapmalısınız.
Çekim planınız ( kadrajınız ), toprak yüzeyi ve bu yüzeydeki nesneleri , aynı anda da gökyüzünü kapsıyorsa, bu durumda toprak yüzeyden yapacağınız ışık ölçümünü esas almalısınız. Makinanızı böylesi durumlarda asla otomatik pozlama konumuna almamalısınız. Toprak yüzeyin yansıttığı ışıkla gökyüzünün ışığı arasında ( özellikle açık havalarda ) 5 - 6 stop fark olacağını, her ikisinden de ayrı ayrı ışık ölçümü yaparak görebilirsiniz. Amatörlerin en önemli hatası ( eğer diyafram açıklığının net alan derinliği konusundaki etkisini kavramış iseler ) objektiflerini istedikleri diyafram açıklığına getirdikten sonra örtücü hızlarını ( enstantanelerini ) otomatiğe almalarıdır. Aynı anda az ışık yansıtan koyu alanlar ve çok ışık yansıtan parlak alanlar fotoğrafta yer alıyorsa, mutlaka ışık ölçümünüzü yukarıda belirtildiği gibi yapmalısınız. Çok zorlandığınız durumlarda ise, fotoğrafa giren farklı alanlardan ayrı ayrı ölçüm alarak bunların ortalamasına göre çekim yapın. Birbirinden çok uzak değerler çıkması halinde, çekim yapmaktan kaçının.

Çekim sırasında dikkat edilmesi gereken bir başka şey de ; çekim yaptığınız alan tamamen gölgede kapalı bir alan ise, objektifiniz açık alanda ( çok ışık gören alanda ) olmamalıdır. Objektifiniz de çekim alanıyla aynı ışık koşullarında olmalıdır.

Amatörlerin ( yeni başlayanların ) en önemli çıkmazlarından birisi , net fotoğraf yapamamalarıdır. Netleme konusunda sorun yaşamamak için yapılacak en iyi şey, çekim yapmaksızın bol bol netleme egzersizi yapmaktır. Netlemeyi, vizörden bakıldığında yapılan karenin tam ortasındaki kristalize dairesel biçimin çizgilerinin çakıştırılması veya netleme sinyalinin alınması yerine, aynı yerden bakarak nesneleri net görmeye çalışarak hata yapmaktadırlar. Gözlerinde herhangi bir görme kusuru olmayan kimseler bu dairesel alandan bakmak yerine, onun çevresindeki alandan bakarak nesneleri daha berrak görebilecek ve kolayca netleme yapabileceklerdir.

Amatörlerin ( yeni başlayanların ) bir diğer kusuru da ; ilgi odağı oluşturan nesneye yoğunlaşıp doğrudan ona netleme yapmalarıdır. Bu arada fotoğraf karesi içinde yer alan diğer nesne ve alanları da fazlaca dikkate almayınca ( yani yeterince ayıklama yapmayınca ), özellikle fotoğrafın ön kısımlarından başlayan ve ilgi odağındaki objeye doğru giden bir netsizlik ortaya çıkmaktadır. Böylece çok gereksiz bir şekilde fotoğrafın ön kısımlarında, fotoğrafı zayıf düşüren geniş bir netsiz alan oluşmaktadır.
Fotoğrafçı, öncelikle çekim yapacağı alanı çok iyi görmelidir. Vizörden baktığında, oluşan karenin her köşesine dikkat etmeli ve gözü bütün çerçeveyi dolaşmalıdır. Eğer gereksiz bir nesne giriyorsa ayıklamalı ve kadrajı değiştirmeli, gerekli bir nesne dışarıda kalıyorsa fotoğraf karesinin içine almalıdır.
Bunu yeterince titizlikle gerçekleştirdikten sonra, fotoğrafa giren ve objektife en yakın olan nokta netlenmeli, sonra derinlikteki ( arka plandaki nesneleri veya ana objeyi ) net alabilmek için gerekli olan diyafram açıklığı ( 8, 11 veya 16 ) seçilip, çekim yapılmalıdır.
Amatörlerin bir önemli hatası da; gerekli diyafram açıklığını seçtikten sonra, makinalarını önce yakın objeye çevirip netleme yapmaları ( yakın obje yan taraflardaysa, kenarlarda kalıyorsa ) ve sonra dönüp fotoğrafın çerçevesini yeniden oluşturup çekim yapmalarıdır. Öncelikle fotoğrafın çerçevesini ( kadrajını ) yapın ve bunu hiç değiştirmeyin, bozmayın. Sağa sola dönüp netleme yaparak, yeniden eski kadrajı yapma çabasına girmeyin. Çerçeveyi oluşturduktan sonra, dilediğiniz diyafram açıklığını seçin ve vizörden gözünüzü ayırmadan bütün kareyi gözden geçirin ( gözünüz fotoğraf karesini dolaşsın ), en yakın objeyi saptayın, netleyin, çekim yapın.

TEKİN ERTUĞ

Karanlık odası temel bilgileri için...