İçindekiler
İçindekiler
Dijital Dünya:
Yeni Umutlar
Sergi Salonu
 
Bir Ülke Bir Fotoğrafçı "Henri Cartier Bresson"
Portfolyolar
 

Haber Editörlüğü FOTOĞRAF EDİTÖRLÜĞÜ

Yrd.Doç.Dr. Şebnem Soygüder *


Haber fotoğrafçıları yüzlerce görüntü fırsatı ve olanağı arasından kendi seçtiği bakış açısı ile fotoğrafını çeker. Bu fotoğrafların gazetenin hangi sayfasında, hangi büyüklükte ve hangi kadrajla yer alacağına ise fotoğraf editörleri karar verir. Bir başka deyişle haber fotoğrafını çeken her ne kadar haber fotoğrafçısı ise de bunları değerlendiren ve seçenler fotoğraf editörleridir. Ancak Türkiye'de fotoğraf editörlüğü kurumu maalesef tam anlamıyla her gazetede yer almamaktadır. Günümüzde halen haber editörlerinin, haber müdürlerinin ya da sayfa sekreterlerinin bu işi üstlendiklerini biliyor ve görüyoruz. O nedenle haber fotoğraflarındaki etik sorunların sadece haber fotoğrafçılarından kaynaklandığını söylemek haksızlık olur. Bu sorumluluğun büyük bir çoğunluğu fotoğraf editörlüğünü üstlenen kişilere aittir. Esas olarak da fotoğraf editörlerini istihdam etmeyen basın kurum ve kuruluşlarına ait bir sorumluluktur.

Haber fotoğrafının gazete için önemini uzun uzadıya anlatmanın gereği yok sanıyorum. Ancak bir giriş olması açısından haber fotoğraflarının günümüzde gazeteler için vazgeçilmez unsurlar olduklarını, öyle ki artık fotoğrafların gazetelerin "olmazsa olmazı" olduklarını söylemeliyim. Çünkü fotoğraflar bir yandan gazete sayfasının estetiğini sağlamakta, öte yandan haber içeriğini desteklemekte ama her şeyin ötesinde haberin doğruluğunun bir kanıtı olmakta ya da olduğu varsayılmaktadır. Ancak günümüzde haberin gerçekçiliği, fotoğrafının ya da görüntüsünün insanları ne kadar etkilediğiyle ölçülmektedir. Bunu da burada belirttikten sonra "fotoğraf editörlüğü" konusuna girmek istiyorum.

Gazeteciliğin temel üç üretim materyali vardır. Bunlar yazı, fotoğraf ve grafik (illüstrasyon) tir. Haber fotoğrafçılarının bulunmadığı ya da olay anının tespit edilemediği anlarda olaylar illüstrasyonlarla (çizim) anlatılır. Okura metnin yanında bir görsel malzeme sunulur. Çünkü okur görsel bir malzeme ile desteklenen haberi daha kolay ve hızlı algılar. Bu tarz bir haberi okumayı tercih eder. Bunun dışında ekonomi sayfalarında da sayfalarca aktarılan bir yazı grafikler yardımı ile kolayca aktarılabilir. Ancak konumuz olan fotoğrafa dönersek; genel olarak gazetecilikte ana malzemenin yazı olduğu ve fotoğrafın ise yazıyı destekleyici bir unsuru olduğu söylenir. Oysa günümüz popüler basınına şöyle bir baktığımızda ana malzeme olarak karşımıza "fotoğraf" çıkmakta ve yazı ise fotoğrafı destekleyici bir öğe olarak yer almaktadır. Kısacası artık fotoğraf yazıyı değil; yazı fotoğrafı desteklemektedir. Çünkü gazetelerde tüketilen ana malzeme artık fotoğraftır. Haber fotoğrafçısının kurumuna getirdiği fotoğrafla birlikle haberin değeri artar, azalır ya da haber hepten kullanılma şansını dahi yitirebilir. Bu durum sadece popüler basına özgü bir durum değil aslında. Ciddi fikir gazetelerinde bile, iyi fotoğrafla desteklenmiş bir haber, gazetenin baş sayfasında yer alabilirken fotoğrafsız bir haber gazetenin arka sayfalarına bir yerlere itilir ya da hiç kullanılmaz. İşte bu nedenle haberi destekleyen fotoğrafın da tıpkı haber metni gibi ciddiyetle ele alınması gerekir.

Yerli-yabancı çok sayıda haber ve fotoğraf ajanslarından, gazetelerin kendi üretici kadrolarından ve hatta amatör fotoğrafçıların yakaladıkları "an görüntüleri"nden oluşan sayısız fotoğraf, her gün, her saat, her dakika ve her saniye gazetelerin yazı işlerine ulaşır. Bu fotoğraflar "fotoğraf editörleri" tarafından değerlendirilir ve yayınlanacak kare ya da kareler bu kişiler tarafından belirlenir. Yani seçilir. Gazetecilik mesleğinde "seçmek" kavramı en önemli, en büyülü kelimedir. Diyorum ki haber; kuralına (etiğine) uygun ya da değil okura/izleyiciye birileri (gazeteci, haberci, köşe yazarı, haber fotoğrafçısı, editör, fotoğraf editörü vs.) tarafından seçilen (sınırsız kelime ya da görüntü fırsatları arasından) ve iletilen mesajdır ve hatta imajdır. Haber fotoğrafçısı da seçer, editör de seçer. Ama son karar editörün seçtiğidir.

Editörler, yayın kuruluşlarının eşik bekçileri, gündem belirleyicileridir. Muhabirlerden ve diğer haber kaynaklarından toplanan haberler, editörler tarafından okur kitlesinin ilgisi ve yayın kuruluşunun politikası doğrultusunda önem sırasına konur. Böylece her gün bazı haberler gazete sayfalarında çeşitli boyutlarda yer alırken, bazı haberlerse gazete sayfalarında yer almaz. İşte bu kararı veren kişiler editörlerdir. Kısaca editörler toplanan haberleri, nitelikleri ve önemleri doğrultusunda değerlendiren kişilerdir (1). İşte haber editörlerinin gerçekleştirmiş olduğu bu çabanın aynısını fotoğraf editörleri de gerçekleştirmektedir. Ancak görüldüğü gibi her iki alan ayrı anlatım dilini (biri yazıyı; diğeri fotoğrafı) kullanır. İşte bu yüzden, bu dilleri çözümleyen, değerlendiren, düzelten ve sonuçta yayınına karar veren kişilerin de farklı bilgilerle donatılmış, alanlarında uzman kişiler olduğunu bilmelisiniz.

Batılı ülkelerde ünlü gazetelerin ve dergiden birden çok fotoğraf editörü çalışmaktadır. Örneğin Time Dergisi'nde 9 fotoğraf editörü çalışmaktadır. Ya bizde? Gazetelerde bir fotoğraf editörü bulursanız öpüp başınıza koyunuz. Yerel gazetelerde ve ihtisas gazetelerinde ise fotoğraf editörü istihdam edilmemektedir.

Türkiye'de bulunan gazete işletmelerinin sadece birkaçında fotoğraf editörlerinin istihdam edildiğini görüyoruz. Pekçok gazetede bu görevi halâ yazı işleri müdürü ya da sayfa sekreterleri üstlenmiş durumdalar. Hatta bazı gazetelerde yazılı metinleri kontrol eden ve karar veren haber editörleri aynı zamanda fotoğraf editörlüğü de yapmakta. Yayınlanacak haber fotoğrafları üzerinde karar vermenin uzmanlık isteyen bir konu olduğu dikkate alındığında, bu uygulamanın önemli bir hata ve eksiklik olduğunu söyleyebilirim.

Fotoğraf editörlerinin, okuru fotoğrafla bilgilendirmenin yanında, fotoğrafın bir yayın organına sağladığı görsel katkıyı da göz önünde bulundurup, fotoğraflarla yayını daha etkili ve görsel olarak daha çekici bir duruma getirmesi beklenir. Bu nedenle fotoğraf editörleri, fotoğrafları görsel açıdan da çekici hale getirmelidir. Amaçları haberleri en etkili biçimde sunmaya katkı sağlamak olmalıdır. Gazetenin görsel yapısını kuran sayfa düzeni yönetmenleriyle birlikte çalışarak seçilen fotoğrafların sayfa içinde konumlandırılması ve boyutlandırılması konularında, en doğru seçimin yapılmasına çaba harcamalıdır. Çünkü fotoğraflar bir gazetenin en etkili silâhlarıdır ve doğru kullanıldıklarında etkisi de artacaktır .(2)

İşleyiş şöyledir: Haber fotoğrafçısı çekmiş olduğu filmleri bir zarfın içinde fotoğraf editörüne teslim eder. Sayfa sekreteri (sayfa düzeni yönetmeni, görsel yönetmen), fotoğraf editörüne dik veya paralel kadraj nasıl bir kare istediğini önceden bildirir ve bu ölçülere dayanarak fotoğraf editörü ışıklı masasında sayfaya girecek olan kareye karar verir. Bazen muhabirlerin getirdiği kareler üzerinde müdahale etmek zorunda da kalabilir. Zaten bu onun işinin en önemli parçasıdır. Hatalı çekilmiş kareleri kırmızı bantlarla kadrajlayarak kurtarmaya çalışır. Bugün çoğu gazetelerde haber fotoğrafçıları dijital fotoğraf makineleri ile çalışmaktadır. Sayısal ortamda dizgiye giren hatalı kareler yine sayısal ortamda herhangi bir yazılımla kolayca kadrajlanıp, düzeltilirler. İşte tam bu noktada soralım bu fotoğraf editörleri neyi? Neden kurtarmaya çalışırlar?

Fotoğraf seçimi, fotoğraf editörünün en önemli işlevi, aynı zamanda da haber fotoğrafını gerçek değerine ulaşabilmesini sağlayan en önemli aşamadır. Çünkü çekilen her haber fotoğrafı, yayınlanma amacıyla çekilir. Ancak, bir habere ilişkin gelen onlarca fotoğraftan ancak biri ya da birkaçı yayınlanmaya değer görülür. Fotoğraf editörü, uyguladığı belirli ölçütler ışığında bazı fotoğrafları yayınlamak üzere seçer, diğerlerini ise reddeder. Melih Zafer Arıcan bir haber fotoğrafı seçiminde kullanılan ölçütleri içerik, teknik ve estetik olmak üzere üç başlık altında değerlendirmiştir(3). Belirlenen bu kriterlere dördüncü başlığı da ben eklemek istiyorum: "Etik kriter"ler. Aslına bakarsanız bu dört kriterin de tek bir amacı var; o da "okurun ilgisini haber fotoğrafına toplamak"! İşte bu kadar basit!

Bu bazen karede fotoğrafın açıklamak istediği fikri vurgulamak için, bazen haber fotoğrafçısının fotoğrafı çekerken eleyemediği görüntüyü fotoğraf karesinden çıkarmak için, bazen teknik hataları telâfi etmek için, bazen fotoğrafı gazetenin ideolojisine uydurmak için, bazense tamamen etik dışı bir eylemle var olmayan görüntüleri eklemek veya var olan görüntüleri çıkarmak için yapılabilir. Sebep ne olursa olsun, amaç kesinlikle okuru etkilemektir. Unutmayalım ki liberal-çoğulcu sistemde gazetenin tek hedefi kâr elde etmektir.

Melih Zafer Arıcan'ın, fotoğraf editörünün seçim kriterlerini saptadığı doktora tezinden bu makaleye alıntı yerleştirmek istiyorum. Magazin haberciliği ve paparazzileri konu edindiğim "Eyvah Paparazzi" adlı kitabımda da Arıcan'ın bu tespitlerine aynen yer vermiştim.

1. İçerikle İlgili Ölçütler

Bir haber fotoğrafı bilgi iletmelidir. O bilgi de zaten haberin içeriğidir. Haber fotoğrafı haberi görsel olarak aktaran bir biçimdir. Fotoğraf görsel açıdan ne kadar başarılı olursa olsun içerik açısından bir değer taşımıyorsa haber fotoğrafı olarak yayınlanması hata olacaktır. Ya da tam tersi olarak, önemli bir konuda editöre başka fotoğraf ulaşmamışsa, teknik ve estetik açılardan başarısız olan bir fotoğraf da yayınlanabilir.

İçerik bakımından haber fotoğrafı seçiminde uygulanacak üç ölçüt vardır. Bunlar anlatımda canlılık, habere uygunluk ve anlam derinliğidir.(4)

- Anlatımda canlılık: Basmakalıp fotoğraflar okurun dikkatini çekmez. Benzer olaylarda çekilen basmakalıp fotoğraflar, birbirinin aynı olma tehlikesi taşır. Fotoğrafçı olayı görüntülerken olayda yer alan insanların duygularını da fotoğrafla yansıtabilmelidir. Haber fotoğrafçısı olay anını okura yaşatabilmelidir. Fotoğraflarda yaşamın canlılığı hissedilmelidir. Çünkü durağan ve sıkıcı fotoğraflar, okurun ilgisini çekmez.

- Habere uygunluk (ilgili bağlam): Habere ilişkin bilginin fotoğrafta yansıtılması gerekir. Haberin fotoğrafı, haberin metniyle çelişmemelidir. Çoğu zaman haber fotoğrafçısı olayı görüntüler ve eldeki fotoğrafa uygun olarak haber metni yazılır. Bu nedenle bir haber fotoğrafının tıpkı haber metinlerinde olduğu gibi öncelikle haber değeri taşıması gerekir. Haber metinleri geçerli olan haber değeri kriterleri haber fotoğrafları için de aynen geçerlidir. Bunlar:

Etki: Haber fotoğrafından ne kadar çok insanın etkilendiği önemlidir. Olay fotoğrafla ne kadar iyi betimlenirse o kadar çok insanı etkileme şansı da artacaktır.

Yakınlık: Habere konu olan olay okurun ne kadar yakınında gerçekleşirse o kadar çok ilgi çeker. Bu nedenle haber fotoğrafçısı olayı görüntülerken olayın gerçekleştiği mekânı olabildiğince tanımlayabilmesi gerekir.

Zamandalık: Metinler gibi fotoğraflarda da zaman önemli bir faktördür. Anında fotoğrafın çekilip editörün eline gitmesi gerekir. Günümüzde dijital teknoloji bu nedenle çok önemlidir.

Şöhret: Toplum tarafından tanınan ünlü kişilerin konu olduğu önemsiz olaylar bile haber değeri taşır. Ünlülere dair haber fotoğrafları daima ilgi çeker.

Sıradışılık: Sıradışı bir olay genellikle haber konusudur. Sıradışı olayların fotoğraflanması haber değerini arttırıcı bir öğedir. Çünkü fotoğraf sıradışı bir olayın kanıtlanması anlamına gelir. Sıradan fotoğraflar okurun ilgisini çekmez.

Çatışma: İki ya da daha fazla tarafın tartışmasından doğan çatışmalar haber değeri olan konulardır. Bu en az iki kişinin kavgası, ulusların savaşı olabilir. Çatışma sırasında görüntü elde etmek zordur. Bu nedenle bu fotoğraflar haber değeri taşırlar.

Okur ilgisi: Okurların duygularını harekete geçiren, insanlık dramını ya da kamu yararını sergileyen fotoğraflar haber değeri yüksek olan fotoğraflardır.

Haber fotoğrafları tıpkı haber metinleri gibi 5N+1K (ne, nerede, ne zaman, nasıl, neden ve kim) sorularına mümkün olduğunca cevap verebilmelidir. Fotoğrafla verilemeyen cevaplar ise fotoğraf altı yazısı ile telafi edilir.

- Anlam Derinliği: Haber fotoğrafçısı, olayın kendisinde yarattığı duyguyu, okura iletmek üzere, yaşadığı gerçekliği bozmadan tarafsız bir bakış açısıyla fotoğrafa aktarmalıdır. Etkili haber fotoğrafı, okuyucuya bilginin yanında olaya tanık olan insanların hissettiği duyguları da aktarabilecek anlam derinliğine sahip fotoğraftır.

2. Teknik Ölçütler

Fotoğraf editörü masasına gelen haber fotoğrafları içinde en kaliteli görüntüyü seçmeye çalışır. Çünkü kalitesiz fotoğraflar baskı aşamasında görüntü kaybına uğrar. Genel olarak bir fotoğrafta teknik kalite, netlik ve doğru pozlamayı işaret eder. "Fotoğraf editörü teknik olarak bir fotoğrafta keskin netlik, iyi bir kontrastlık ve her ikisinin de fotoğrafın tamamında eşit görülebilmesini ister. Ancak teknik kalite, içerik değerlerin önüne geçmemelidir. Aynı konuyla ilgili birçok fotoğraf varsa editör öncelikle teknik olarak yetersiz fotoğrafları eleyecektir. Ancak konun içeriğini en iyi aktaran fotoğrafta teknik olarak bir sorun varsa, buna rağmen yine de bu fotoğraf diğer fotoğraflara içerik bakımından üstün geliyorsa, fotoğraf editörünün tercihi bu fotoğraf olacaktır.

Haber fotoğrafçılığında "an" çok önemlidir** . Ve "o an"ı yakalamak pahasına teknik kaliteden vazgeçilebilir. Flu ya da blur fotoğraflar çoğu zaman "an"ı yakaladığı, "an"a tanıklık ettiği için gazetelerde kullanılmakta ve okurun ilgisini de üzerinde toplamaktadır. Bir haber fotoğrafında teknik kaliteyi belirleyen başlıca ölçütler: netlik, doğru pozlama, doğru aydınlatma, film seçimi ve karanlık oda çalışmalarıdır.

3. Estetik Ölçütler

Haber fotoğrafçılığındaki estetik yapı, fotoğrafın teknik olanaklarından destek alarak içeriğin daha etkili biçimde sunulmasıdır. Fotoğraf editörü, içeriğini başarıyla aktaran ve teknik olarak sorunsuz fotoğraf sayısının birden fazla olduğu durumlarda, bu haber fotoğrafları arasından görsel olarak en etkili olanını, yani estetik olarak en güzel olanını seçecektir. Bir haber fotoğrafının iletisini aktarmadaki etkinin arttırılmasını sağladığı düşünülen estetik yapıyı oluşturan öğeler ise şunlardır:

- Fotoğrafçının stili: Aynı konunun sınırsız sayıda farklı fotoğrafının çekilebilmesinden kaynaklanan bir ölçüttür. Bu farklılığı yaratan, fotoğrafçının geçmiş deneyimleri, eğitimi ve dünyayı kavrayış şeklinden kaynaklanan biçemidir, yani tarzıdır. "Biçem; bireysellik, ayrıcalık ve özel nitelikle ilgilidir. Böylece sıradışı olan, sıradan ayrılabilir(5)" Fotoğrafçının biçemi, fotoğrafın üzerindeki imza gibidir. Bazı fotoğrafçıların biçemi öylesine belirgindir ki editör fotoğrafı çekenin ismine bakmadan, fotoğrafçının kim olduğunu tahmin edebilir. Fotoğrafçının biçemi, fotoğrafçı tarafından, konunun görselleştirilmesi aşamasında, fotoğrafa yapılan kişisel katkıdır. Bu katkı da, fotoğrafı, aynı konuda çekilen diğer fotoğraflardan farklılaştırmaktadır. Benzer fotoğrafların sunulduğu durumlarda, farklılık bir üstünlük yaratabilir.

- "An"ın yakalanması: Haber fotoğrafçısının deklanşöre bastığı an, fotoğrafa konu olan öğelerin hareketinin ve dış faktörlerin görsel düzenlemesinin, belirli bir anda anlatımın en üst düzeyine ulaşması ve fotoğrafçının bu "an"ı yakalamasıdır. Aynı konunun farklı anlarında çekilen fotoğraflar, çok farklı anlatımlara yol açabilir. Bunun ötesinde aynı güçlü etkiyi de yaratmayabilir de. Bu nedenle fotoğraf editörü, konunun özünün en iyi aktarıldığı anda çekilen fotoğraflara öncelik tanıyacaktır.

- Kompozisyon: Bir fotoğrafın görsel yapısının oluşturulmasındaki en önemli aşama olan kompozisyonun amacı, iletiyi etkili bir şekilde aktarmaya yardımcı olmaktır. "iyi kompoze edilmiş bir fotoğraf, kötü kompoze edilmiş bir fotoğraftan çok daha etkilidir.(6)" Gazetede yayınlanan bir fotoğraf değerli bir alanı kapladığı için bu alanın olası en etkili şekilde kullanılması gerekmektedir. Konuyla ilgisi olamayan ayrıntıların ayıklandığı ve konuyu destekleyen öğelerin bilinçle düzenlendiği bir fotoğraf, içeriğini okura rahatlıkla iletecektir.

Yalın tasarım, güçlü bir ilgi merkezi, karedeki öğeler arasındaki ilişkiyi yeniden yapılandırmak için bilinçli çerçeveleme ve seçici netlik ile seçilen detaylar sayesinde ön plân-arka plân ilişkisi kurmak başarılı kompozisyonun temel noktalarıdır.(7) Fotoğrafın okuru rahatsız etmeyecek biçimde iletisini aktarabilmesi için fotoğrafta yer alan öğelerin olabildiğince düzgün hatlara yerleştirilmesi gerekir.

- Konuya uygun bakış açısı: Fotoğraf makinesinin konunun karşısında aldığı konumla, fotoğrafın görsel etkisı kontrol edebilmektedir. Bakış açısı olan alt açı, göz seviyesi ve üst açı olarak üçe ayrılan fotoğraf makinesinin çekmekte olduğu nesneye ilişkin seviye konumu, nesnenin yüceltilmesi, olduğu gibi gösterilmesi ya da küçük gösterilmesi etkisini yaratır. Editör, yayınlanacak fotoğrafı seçerken haberde konunun aktarılma biçimine göre fotoğrafları değerlendirir. Örnek olarak, haberde övülen ve yüceltilen bir kişinin üst açıdan çekilmiş bir fotoğrafı haberin içeriğine ters bir görüntü oluşturacağı için eğer varsa alt açıdan çekilmiş bir fotoğrafın seçilmesi daha doğrudur. Makinenin konuya uzaklığı ve yüksekliği de haberi aktarmada önemli unsurlardır. Konuya yaklaştıkça ve doğru yükseklikten baktıkça fotoğrafın etkisi de artacaktır.

- Konuya uygun objektif seçimi: Fotoğrafın görsel etkisini belirleyen öğelerden biri de kullanılan objektiftir. Geniş açılı bir objektifte alan derinliği fazladır ama daha geniş alanı kareye aldığı için görsel ilgiyi toplamayabilir. Dar açılı bir objektif ise arka plânı ön plândan ayırdığı için ve gereksiz detayları görüş alanından çıkardığı için bu objektiflerle çekilen fotoğraflar editörler tarafından daha çok tercih edilir.

- Renk ve kontrastlık: Canlı renkler dikkat çekicidir. Editör belirli konuda fotoğraf seçerken, eğer fotoğraf gazete sayfasına renkli basılacaksa renklerin doğruluğunu ve canlılığını dikkate alır. Eğer siyah beyaz basılacaksa bu sefer renkler yerine grinin tonları önem kazanır. Düşük kontrastlı fotoğraflar, gazete sayfasındaki yazıların arasında değerini göstermeyecektir. Bu nedenle ton aralığının geniş olduğu kontrastlı fotoğraflar, editörler tarafından tercih edilir.

- Konunun karede kapladığı alan: Gazete sayfalarına fotoğraf için ayrılan yerlerin hakkını vermek gerekir. Habere konu olan kişi ya da olayın fotoğrafta asıl göze çarpan öğe olması gerekir. Bir haber fotoğrafında konunun seçilemeyecek kadar küçük yer tutması, fotoğraf alanının gereksizce harcanması anlamına gelir. Bu nedenle daha çekim aşamasında uygun konum ve objektif seçiminin birlikte kullanımı ile konunun fotoğrafta etkin bir şekilde yer almasını sağlamak gerekir.

4. Etik Ölçütler

Okurun ilgisini haber fotoğrafının üzerine toplamaya çalışan fotoğraf editörleri, gazeteye girecek fotoğrafı seçerken etik ilke ve değerleri gözönünde bulundurmaları gerekir. Biliyorum etik son derece geniş kapsamlı bir konu ancak bunu da değerlendirme ve seçme kriterleri arasına yerleştirmemiz gerekiyor.

Haber fotoğrafları inanılmaz görüntü fırsatları içinden önce haber fotoğrafçısının seçtikleriyle editörün masasına gelir. Fotoğrafçının seçtiği alternatifler arasından uygun olan/olanlar, fotoğraf editörünün kararıyla sayfaya girer. Editörün kararına yön veren en temel etken ise gazetenin yayın politikasıdır. Fotoğraf editörü seçtiği kareyi kurtarmak, sayfada kullanmak ve beklenen etkiyi yaratabilmek için gerekirse kare üzerinde oynar, kadraj yapar. Ancak bu işlemler özellikle gerçeği saptırmak için de yapılabilir. O halde editörler güzel bir kare için olduğu kadar gazete politikasına uygun bir kare için de kadraj yaparak, karelere müdahale edebilirler.

Medya kuruluşlarının bünyesinde önemli sorumluluk taşıyan editörler, genel yayın yönetmenleri, fotoğraf editörleri her zaman en son sözü söyleyenlerdir. Son sözü söyleyen bu kişilerin doğrudan bağlı oldukları medya sahipleri vardır. Medya sahiplerinin kendi kuruluşları üzerindeki güç ve kontrollerini bu kişiler aracılığı ile kullandıkları da artık hepimiz tarafından bilinmektedir. Günümüzde medya sahipleri adına bu gücü kullananlar ise çoğunlukla meslek ilkelerini, meslek etiğini hiçe saymaktadırlar. Türkiye'de editörlerin bağımsız olarak çalıştıklarını, bağımsız olarak karar aldıklarını söyleyemeyiz. Editörün her şeyden önce gazetecilik mesleğinin gereklerine bağımlı olmasına "editör bağımsızlığı" denir. Editör bağımsızlığının olmadığı yerde doğru habercilik de olamaz. Öyle değil mi? O halde demokratik bir ortamın sağlanması için editöryal bağımsızlığın mutlaka olması gerekir. Ne yazık ki idealde olması beklenen editöryal bağımsızlık ilkesinin varlığına Türkiye'de rastlayamayız. Sebebi ise gayet açıktır: Medyanın son derece ticarileşmiş olması ve editörlerin medya sahibinin/patronunun hizmetinde çalışmasıdır.

Yayınlanacak fotoğrafın etik değeri sadece onu çeken fotoğrafçıya değil aynı zamanda yayınlanmasına karar veren editöre de bağlıdır. Doğru kareyi yayınlamak ya da yanlış kareyi yayınlamamak için fotoğraf editörünün ve haber fotoğrafçısının etik sorumluluğunun gelişmiş olması gerekir.

İyi haber fotoğrafı yaşanan anın bir parçası olarak okuru heyecanlandırmalıdır. Kullanılan fotoğraflarda "hareket" çok önemlidir. Hareketi yansıtan fotoğraflar okurun ilgisini çeker. Sözgelimi magazin haberciliğinde teleobjektifle yakalanan görüntüler en çok ilgi çeken fotoğraflardır. Bunlar okurun röntgenleme duygularını tatmin eder ve heyecan uyandırır. Böylesi fotoğraflar okur tarafından daha gerçekçi olarak algılanır. Bu da fotoğrafın ilgisini arttırır. Okur gizli çekimlerden hoşlanır. Bu tür fotoğrafların çok kaliteli, net olması önemli değildir. Hatta flu fotoğraflar daha çok ilgi uyandırır bile denebilir.

Heyecan uyandıran fotoğraflar daima en çok tüketilen fotoğraflardır. Dramatik açılar, çerçeveleme ve aydınlatma fotoğrafın etkisini arttırır ve okurun ilgisini çeker. Haber fotoğrafları okurların dikkatini çektiği gibi kamuoyu da yaratan en etkin iletişim araçlarından biridir. Eğer fotoğrafın biçimi, çerçevelemesi kötü ise, içerik ne kadar önemli olursa olsun okurun ilgisini çekmez, dolayısı ile oluşması istenen ya da beklenen ilgi, yanlış seçilen ya da değerlendirilen bir fotoğraf yüzünden oluşmayabilir.

Gazetecilik mesleğinde etik değerlerdeki erozyonun asıl kaynağının gazetecilerin bireysel karakterleri olmadığını yapılan araştırmalar ve medyadaki uygulamalar ortaya koymuştur. Nasıl genel olarak ahlâk her ülkenin kültürünün ve toplumsal yapısının ürünü ise, gazetecilik etiği açısından mevcut durum da bütünüyle iletişim sisteminin yapısından kaynaklanan bir sorundur.

Liberal teori medyayı devletin kontrol ve baskısından kurtaracak ve gerekli özgürlüğü sağlayacak tek şeyin pazar olduğunu ileri sürer. Ülkemiz tam anlamıyla liberal-çoğulcu teoriye uygun bir medya sistemini uygulamaktadır. Doğan Tılıç, yaptığı çalışmada gazetecilerin gözüyle mesleği tüm boyutlarıyla irdeleyerek liberal-çoğulcu iletişim kuramını sorgulamış, bu çerçevede hakim liberal çoğulcu yaklaşımın ve onun varsayımlarının gazetecilerin tanımladığı gerçekle uyuşup uyuşmadığını saptamaya çalışmıştır. Sonuçta liberal-çoğulcu kuramlar, çarpıtılmamış haberi doğruya eşitleyip, nesnellik, tarafsızlık, dengeli haber gibi kavramları kutsarken çalışan gazetecilerin tümü için pratikte bu kavramların karşılığı olmadığını, bunların sadece teorik kurgular olduğunu ifade eder.(8)

Liberal çoğulcu medya sisteminde bir haber fotoğrafının, onu destekleyen fotoğraf altı yazısının, metnin ve manşetin anlamı çoğu zaman medya patronunun maddi ya da manevi çıkarlarıyla yakından ilişkilidir. Bunu gözetenler yine editörlerdir. Haber fotoğrafçıları fotoğraflarını çekerken çalıştıkları kurumun çizgisini göz önünde bulundurmak zorundadırlar. Bu yüzden her şeyden çok fotoğraf editörlerinden gelebilecek tepkileri öngörerek fotoğraflarını çekerler.

Haber fotoğrafçılarının ve fotoğraf editörlerinin etik değerlere sahip olması gerekir.

Liberal-çoğulcu yaklaşım gazeteciliğin bir etik kurallar bütünü olduğunu belirtir. Günümüzde sorumlu yayıncılık anlayışına dayalı basın politikası geçerlidir. "Sosyal sorumluluk kuramı"na göre gazeteciler vatandaşlara doğruyu aktarmalı ve onları doğru olarak bilgilendirmelidir. Peki bu kuram işliyor mu? Gazeteleri şöyle bir incelediğinizde bu soruya olumlu yanıt veremeyeceğinizi göreceksiniz. Nesnellik, tarafsızlık ve objektif gazetecilik olgularına artık şüpheyle bakmak gerekir. Çünkü haber fotoğrafçısı, magazin gazetecisi veya paparazzi izlemeye gittiği bir olayı, kendi çalışma stili, kendi kültürel birikimi, kendi dünya görüşü çerçevesinde, fotoğrafçılık becerisiyle ve en önemlisi çalıştığı kurumun ideolojisini göz önünde bulundurarak görüntüler. Yani deklanşöre basıldığı an fotoğrafta kurgu, fotoğrafta taraflılık başlar. İstediğiniz kadar nesnellik, tarafsızlık, objektiflik diye tutturun bunlar idealde olması gerekenler listesindedir artık. Aynı şekilde fotoğraf editörleri de çoğu zaman kurum ideolojisini ve tirajı gözönünde bulundurarak seçimlerini yaparlar.

Gazeteci haberi gerçekten toplar mı yoksa üretir mi? Bu soru haberin ne gibi etik sorunlar ile karşı karşıya olduğuna dikkat çeker. Gazeteci çevresinde olup bitenler içinden birini veya birkaçını seçerek haberleştirmektedir. Gazetecinin olup bitenler arasından hangisini seçeceği, olayın sınırlarını nasıl çizeceği, bakışını ya da kamerasını olayın hangi noktasına yönelteceği tamamıyla ona, onun görme ve değerlendirme gücüne, onun yapmak istediğine (amacına) bağlıdır.

En iyi haber, kamu yararına en fazla katkısı olan haberdir. Ancak günümüzde en iyi haber hiçbir gazetecinin elde edemediği haberi yakalamaktır. Haberi kamuoyuna ilk ulaştırmak önemlidir. Kimsenin giremediği yerlere girip gizli kameralarla ya da teleobjektifle görüntü elde edip bunun ilk kez yayınlanması onu en iyi haber yapıyor. Bu tür haberlerde genellikle "kamu yararı"ndan çok "kamu ilgisi" bulunmakta. Çok önemli bir siyasi ya da ekonomik haber dahi renklendirilerek sunuluyor. Meclisteki basın toplantıları, partilerin grup toplantıları habere konu olurken artık sıradışı enstantenelerle aktarılmaya çalışılıyor. Haber fotoğrafçısı haberi meclis koltuğunda uyuyan bir milletvekilinin yüzüne zoomlayarak veriyor. Böylesi magazinelleşmiş haberin perde arkasında ise aslında milletvekilinin görevini aksattığı yatmakta. Gördüğünüz gibi artık haber, insanları eğlendirmektedir. Günümüz gazeteciliğinde insanların duymaktan ve görmekten hoşlandıkları şeyler bu gibi haberlermiş gibi kurgulanıyor. Böylesi haberlerin okur talebi olduğu öne sürülüyor. Gazeteciler günümüzde bu anlamda gerçek haber yerine ilginçlik "avına" çıkmaktalar. Çünkü ilginç olan haber gazeteyi sattırıyor.(9)

1990'lardan sonra özel televizyon kanallarının ortaya çıkması ve kısa sürede çoğalması ile gazeteler bir çıkmazın içine girer. Okuma alışkanlığının olmadığı ülkemizde gazeteler tabloidleşir. Ticari bir kuruluş olan gazeteler yaşamak için reklâma ihtiyaç duyar ve reklâm verenler ise tirajı yüksek olan gazeteyi tercih eder. Doğal olarak gazeteler tirajı yükseltme yoluna başvururken bu arada etik sorunlar kendini gösterir. Maalesef her ikisi yanyana yürümüyor. Hem çok satan bir gazete hem de etik ilkeleri gözeten bir gazete olamıyorsunuz. Çok satacaksanız etikten feragat etmeniz gerekiyor.

Zaten çoğu kuramcı da artık gazetecilik ve etik kavramlarının bir araya gelemez olduklarını ileri sürüyorlar. Gerçekten de gazeteciler mesleklerini yaparken "bir meslek grubu olarak kendilerinden beklenen standartlara" uymakta zorlanıyorlar. Ancak bu demek değildir ki "etik" ve "gazetecilik" kavramları asla biraraya gelemez. Bence aksine ve de üstelik mutlaka bu iki kavramın bir araya gelmeleri gerekir. Gazetecilik etik değerlerle çok sıkı ilişki içinde anılan mesleklerin başındadır. Neden? Çünkü sattığınız mal bir beyaz eşya, yiyecek, içecek, giyecek, ev, arsa, araba değil; siz ideoloji satıyorsunuz. Bu nedenle özgürlük, demokrasi, objektiflik, özel hayat, kişi hakları, bilinçli manipülasyon gibi gazetecilik pratiğinin temel kavramları doğrudan doğruya etik değerlerin ifadesidir.

Etik ilkelerin hukuki ilkeler gibi yaptırımı yoktur. Türk gazeteciliğinin uygulamada uyması gereken temel iki etik düzenleme vardır. Bunlar "Gazetecilik Meslek İlkeleri" ve "Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Gazetecilerin Hak ve Sorumluluk Bildirgesi"dir. Türkiye'de çalışan bir gazeteci bu iki düzenlemeyi çok iyi bilmesi ve haber fotoğrafını çekerken, haberini seçerken, haberini yazarken bu ilkelere uygun davranması gerekir.

Etik ilkeler bir gazetecinin özümsemesi gereken çalışma anında bunu bir refleks olarak yaşaması gereken ilkelerdir. Gazeteci, haber fotoğrafçısı, editör ve fotoğraf editörü daima "ben olsaydım ne yapardım?" Sorusunu kendisine yönelterek, gazetelerdeki haberleri eleştirel gözle okumalı; etik ilkeye aykırı bir haberi ve fotoğrafını gördüğünde bunu farkedebilmeli ve hatta karşı çıkabilmelidir.

Dünyanın tüm ülkelerinde var olan gazeteciliğe ait etik ilkeler birbirine benzer. Hatta gazetecilik etik ilkelerinin evrensel olduklarını bile rahatlıkla söyleyebilirim. Ancak ülkemizde haber fotoğrafçılarını ve paparazzileri ilgilendiren özel etik düzenlemeler yoktur. Yukarıda sözettiğim etik düzenlemeler ("Gazetecilik Meslek İlkeleri" ve "Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Gazetecilerin Hak ve Sorumluluk Bildirgesi") haber fotoğrafçıları, gazeteciler, paparazziler vb. medya profesyonellerinin hepsinin uyması gereken düzenlemelerdir. Oysa bazı ülkelerde bu ilkelerin branşlaştığını görmekteyiz. Etik ilkelerin gazetecilerin yaşam felsefesi olabilmesi için bu ilkelerin gazeteciliğin her uygulama alanında yeniden yapılanması gerekir.

Etik değerler genellikle birbirleri ile çatışır. Bu çatışmaların farkında olmalı ve bu değerleri "haklara saygı duyuluş" sırasına göre listelemeliyiz. Bu, ciddi bir iç mücadeleyi gerektirir. Gazetecinin kararını oluştururken alacağı karar, gazetecinin zorlandığı ilk durum olabilir. Örneğin, gazeteci okuyucunun istediği bilgiyi sağlama kriterini yerine getirmek uğruna kişilerin özel hayata saygı gösterme kriterine tercih ediyorsa, o gazeteci pekalâ birinin özel hayatını geçekten ihlâl edebilecek bir haberi yazmaya karar vermiştir demektir. Yani özel hayata tecavüze ilk adımı atmıştır. Bir gazeteci mesleğini yerine getirirken haberi yakaladığı andan itibaren ve süreç boyunca ilerlerken, seçenekler arasında eleme yapması gerekir. Birinci adımda gazeteci kullanabileceği tüm seçenekleri önce belirlemeli ve sonra bunu rakip gazetecilerin seçenekleri ile karşılaştırabilmelidir. Örneğin, bir habere pek çok basın yayın organından gazeteciler ve haber fotoğrafçıları aynı anda gitmektedir. Fotoğrafı çekilen ve yazılan haber aynıdır. Gazeteci etik değerlerine aykırı da olsa haber atlamamak, rakiplerinden geri kalmamak uğruna sözkonusu haberi yapmaktadır. Bu, haber fotoğrafçıları kadar fotoğraf editörleri için de önemli bir karar verme ve seçme sebebidir.

Bireysel ahlâkın ve meslek ahlâkının temelinde başkalarına karşı saygı duymak ilkesi yatar. Saygı kesin olarak yarar ve görev teorilerine hizmet eden sihirli bir kelimedir. Başkalarının fikirlerine, yaşam biçimlerine, duygularına saygı gösteren bir kişi ya da meslek kapsamında düşündüğümüzde gazetecinin (haber fotoğrafçısı, paparazzi, editör, fotoğraf editörü) hata yapma riski çok azdır.

Etik kodlar yasa değildir. Bunların yaptırım gücü de yoktur. Etik kuralların yaptırım gücünün olmaması uygulanmadıkları anlamına gelmesin. Özellikle Amerikan ve Batı medyasında mesleki ilkeler ve etik değerler güçlü bir gazetecilik geleneğinin de desteğiyle önemli ölçüde etkin olabilmektedir. Yanlış yapanlar, yine güçlü meslek örgütleri tarafından kınanmakta, yaptıklarından pişman edilmektedirler. Meslek örgütlerinin, her hangi bir yaptırıma başvurmamasına rağmen kendi ahlâk kurallarını saptamış gazetelerin bunlara uymayan muhabirlerini, haber fotoğrafçılarını, editörlerini, fotoğraf editörlerini işten çıkartmakta tereddüt etmezler.

Fotoğraf editörü fotoğraftan ve gazetecilik mesleğinden gelen kişi olmalıdır. Hem fotoğrafı hem de gazeteciliği, haberciliği çok iyi bilmelidir. Fotoğraf editörünün etik kriterleri denince akla hemen gazetecilik meslek etiği kriterleri gelmelidir. Etik, gazetecilerin belirli durumlarda nasıl davranmaları gerektiğini dile getiren ilkeler, değerlendirme ve eylem normları ortaya koyabilir. Fakat bu ne doğru değerlendirmeyi ne de etik davranışı sağlamaya yarar. Ne yapılırsa yapılsın etik sonuçta göreceli bir kavramdır.

Bir bilgi alanı olarak etikten sadece insanın değerine ve onuruna zarar vermeden yaşamayı öğrenebiliriz. Etiğin eğitimle öğrenilebileceğine inanıyorum. Öğrenilir de uygulanır mı? İşte sorun da bu zaten.

Yukarıda sıralanan bu dört fotoğraf seçim kriteri ile fotoğraf editörü kararını verir. Magazin haberciliğinde, spor, ekonomi, polis-adliye vs... gazeteciliğin her ihtisas alanında kullanılacak fotoğrafların değerlendirilmesi ve seçimi bu şekilde yürümesi gereken bir iştir. Fotoğraflarının seçiminde en önemli unsur, fotoğrafın olayı çok fazla yazıya ihtiyaç duymayacak kadar iyi açıklayabilir olmasıdır. Ayrıca haber fotoğrafının gündeme uygunluğu, gazetenin hedef kitlesinin beklentilerine cevap verebilirliği, yayın politikalarıyla örtüşebilirliği seçimini etkileyen diğer faktörlerdir.

Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum: Fotoğraf editörlüğü kurumu her gazetenin bünyesinde olmalıdır. Hatta ulusal gazetelerde her ihtisas alanına ait bir fotoğraf editörü çalışmalıdır. Bu iş fotoğraf bilgisinden yoksun kişilerin insiyatifine terk edilmemelidir. Tıpkı yazı gibi fotoğraf da bir dildir. Hatta yazıdan daha özeldir, çünkü evrenseldir. Onu okuyan, değerlendiren, seçen kişilerin mutlaka ışık bilgisiyle, fotoğraf çekim teknikleriyle, kompozisyon, estetik ve etik bilgilerle donanmış kişiler olması gerekmektedir. Kullanılacak haber fotoğrafları, fotoğraf editörleri tarafından değerlendirilip seçilirse teknik, içerik ve estetik bakımdan daha kaliteli; etik bakımdan daha az hatalı olacağından hiç şüpheniz olmasın.


* Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon Sinema Bölümü Fotoğrafçılık ve Grafik Anabilim Dalı öğretim üyesi.

** Şu "An" meselesi basın fotoğrafçılığının iskeletini oluşturur. Ne sanat ne de reklâm fotoğrafçılığında "an" meselesi bu kadar önemli değildir. Onlar zamanla yarışmaz. Zaman onlarla yarışır. Çekimlerini istedikleri kadar uzun bir zaman dilimi içinde ve çoğu zaman da mekan ve objeleri seçtikleri için pasif düzenlemeyle dolayısı ile teknik olarak mükemmel sonuçlarla karşınıza çıkarlar. Ancak unutmayın ki "Bir basın fotoğrafçısı için en büyük şanssızlık doğru zaman ve yerde, görüntü elde edememektir."(Çerkez Karadağ, Sözde Fotoğraf, İmge Yayınevi İstanbul, 2000, s.179) İyi bir haber fotoğrafçısı Flu da olsa blur da olsa o anı yakalamalıdır.

KAYNAKÇA

1 )Melih Zafer Arıcan, "Haber Fotoğrafını Oluşturan Öğeler Açısından Türkiye Ulusal Basınında Fotoğraf Seçim Ölçütlerinin Belirlenmesi" Yayınlanmamış doktora tezi, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eskişehir, 2001, s.98.

2) Melih Zafer Arıcan, a.g.i. s.101

3 ) Melih Zafer Arıcan, a.g.i. s.112-123

4 )Evans Harold, Pictures on a Page, 2.Edition, London: Heinemann, 1982, s.47, Aktaran: Melih Zafer Arıcan, a.g.t., s.112.

5 ) Howard Chapnick, Truth Needs No Ally:İnside Photojournalism, Columbia: University of Missouri Press, 1994, s.230, Aktaran: Melih Zafer arıcan, a.g.t., s. 119.

6 ) Andreas Feininger, Photographic Seeing, New York: Amphoto, 1973, s.12., Aktaran: Melih Zafer Arıcan, a.g.t., s.121.

7 ) Frank Hoy, Photojournalism-The Visual Approach, Englewood Cliffs, New Jersey: Prentice-Hall, 1986, s.163. Aktaran: Melih Zafer Arıcan, a.g.t., s.121.

8 ) L.Doğan Tılıç, Utanıyorum ama Gazeteciyim Türkiye'de ve Yunanistan'da Gazetecilik, İletişim Yayınları, İstanbul, 1998, s.363.

9 ) Şebnem Soygüder, Eyvah Paparazzi -Magazin Haberi, Haberin Magazinelleşmesi ve Etik-, Om Yayınevi, İstanbul, 2003, s.234.